
Geniş bir kültür coğrafyasını tarayan dergi, Batı ile bizim ayrı ve kesişen birikimlerimizi tartışıyor, belli bir kavram ekseninde bize düşünme malzemesi sunuyor.
Bu sayının dosyası: “kriz”.
Her alanın kullanılmayan ya da yanlış kullanılan bölgelerini yeniden gündeme getiriyorlar.
“(yeni)”nin bu özelliğini sevdim; yazarları bilinenin, söylenenin altını çizmiyor. Yeni ve altı çizilecek metinler üretiyor.
Hem yeni okurlar yaratıyorlar, hem de eski okurları yeniliyorlar.
Kavramlar üzerine düşünce çeşitlemesinden hoşlanırım, çünkü düşünce çarpışmalarından okur da bir sonuca varır, bu tür çalışmalar, okurun özgürlük payını yüksek tutar.
* * *
“(yeni)”nin özelliğini, yapmak istediğini, bunu başarma oranını tartabilmeniz için İsmail Ertürk imzalı editör’den yazısının bir bölümünü mutlaka okumalısınız:
“Dergiyi dört bölüme ayırdık: (yeni)ye mektuplar, (yeni) dosya, (yeni)ler ve (yeni)den.

